İş hayatında haklı bir nedenle sözleşmeyi feshetme hakkının doğması tek başına yeterli olmuyor; işçi veya işverenin bu hakkı kanunda öngörülen süreler içinde ve zamanında kullanması gerekiyor.
Geç kalınması halinde haklı fesih hakkı tamamen kaybediliyor. Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş, konuyu köşesine taşıyarak milyonlarca çalışan ve patronu ilgilendiren önemli uyarılarda bulundu.
KIDEM TAZMİNATI HAKLARI

Karakaş, ahlak ve hüsnüniyet şartlarının iş kanununda dürüstlük esasına dayandığını belirtti. İşçi açısından en az bir yıllık kıdemi bulunması ve haklı fesih yapılması durumunda kıdem tazminatı kapısının açıldığını, işveren açısından ise ahlaka aykırı davranan bir çalışan işten çıkarıldığında çoğunlukla tazminat yükünün kalktığını ifade etti.
Haklı bir sebebin varlığı durumunda bildirim süresinin beklenmeden akdin derhal feshedilebileceğini kaydetti.
SÜREYİ KAÇIRAN HAKKINDAN OLUR
Zamanında kullanılmayan hakların buharlaştığını vurgulayan Karakaş, sürelerin sınırsız olmadığını ve kanunun fesih hakkını katı sürelere bağladığını belirtti. Hak düşürücü sürelerin esas olduğunu ve bu süreler geçtikten sonra haklı fesih yapılamayacağını aktardı. Hakimlerin bu durumları re’sen, yani kendiliğinden dikkate aldığını, taraflar dile getirmese bile hakimlerin bu sürelere baktığını ve süre geçmişse davayı reddettiğini kaydetti.
İKİ KRİTİK EŞİK: 6 İŞ GÜNÜ VE 1 YIL
Olayın öğrenildiği tarih ile vuku bulduğu tarih olmak üzere iki ayrı cetvel bulunduğunu belirten Karakaş, birinci kuralın 6 iş günü olduğunu, olayın öğrenildiği günden sonraki iş günü sayımın başladığını ifade etti. İkinci kuralın ise 1 yıl olduğunu, olayın gerçekleştiği tarihten itibaren azami sürenin 1 yıl olduğunu vurguladı. Her iki şartın da zorunlu olduğunu, tek bir gün bile gecikilirse feshin haksız sayılacağını belirtti. Şirketlerde yetkili merciin esas olduğunu, tüzel kişilerde 6 günlük sürenin feshe yetkili makamın olayı öğrendiği gün başladığını, fail bilinmiyorsa olayın değil failin kim olduğunun tespit edildiği günün süreler açısından dikkate alındığını kaydetti.
“ÖĞRENDİĞİ GÜN” NASIL HESAPLANIR?

Öğrenilen günün hesaba katılmadığını, olayın öğrenildiği günü takip eden ilk iş gününün birinci gün sayıldığını belirten Karakaş, altıncı günün mesai bitiminin son sınır olduğunu ve altıncı iş gününün sonunda fesih yetkisinin düştüğünü ifade etti. Pazar ve tatil günlerinin sayılmadığını, hesaplamanın iş günü bazında yapıldığını ekledi.
SÜREYİ KAÇIRMANIN AĞIR BEDELİ
Süreyi geçiren tarafın haklı sebebe sahip olsa dahi haksız fesih yapmış sayılacağını belirten Karakaş, süreyi kaçırıp sözleşmeyi bozan tarafın ihbar tazminatına mahkum olacağını, süreyi kaçıran işverenin ise kıdem tazminatı ödemek zorunda kalacağını vurguladı. Niyetin değil zamanın kazandığını belirten Karakaş, “Hak, kuvvetin üstündedir; fakat vakit, hakkın muhafızıdır” değerlendirmesinde bulundu.